İkrar Nedir ?

İkrar Nedir ?

Kalpte bulunan imanın, dil ile söylenmesidir. Bir kimsenin mü’min olduğunun bilinmesi ve ona müslüman muamelesi yapılabilmesi için imanım ikrar etmesi, inandığını açıklayıp dili ile söylemesi lâzımdır.

İnanan fakat bu inancını diliyle söylemeyen kimse, kendisi için dünyevi birçok mahrumiyetlerin yanında ağır bir vebal ve günah yüklenmiş olur. “Allah’a ve bize indirilen her şeye inandık deyin…”5 gibi âyetlerin hükmüne karşı gelmiş, Allah’ın ve Rasulünün emirlerini tutmamış olur.

Kalbte bulunup da açıklanması en lüzumlu hatta mecburi olan şey budur. İmam A’zam efendimiz “Fıkh-ı Ekber” de imam tarif ederken ”İman : dil ile ikrar ve kalp ile tasdiktir” demiştir. Bu tarifte, ikrar tasdikten daha önce söylenmiştir. Fakat bu, ikrar tasdikten daha önemli oluşundan değil, kalpte iman bulunduğunu ancak ikrar ile öğrenebileceğimizi anlatmak içindir. İmam A’zam efendimize göre ikrar, imanın bir rüknü (onun tamamlayıcı bir parçası) değildir. ~

Diliyle ikrar ettiği bilinmeyen bir kimsenin namaz kılması, cemaate devam etmesi… gibi halleri ikrar yerine geçer. Kısaca söylemek gerekirse: tasdik, Allah ile kul arasındadır. Allah Teâlâ’nın, bir insam mü’min olarak kabul edip etmemesi kalbinde tasdikin bulunmasına bağlıdır. İkrar ise, kul ile diğer insanlar arasındadır. İnsanların da onu, müslüman olarak bilmeleri ancak buna bağlıdır. Her ikisinin kıymeti de ilgili bulundukları tarafın kıymeti ile uygunluk arzeder.

Bu Makale de İlginizi Çekebilir =>  İbâdet Nedir, Amel Ne Zaman İbadet Olur ?

Kalbinde tasdiki bulunmayan ve sadece dil ile ikrar edenler münafıktırlar. Şu var ki, bir kimsenin kalbinde tasdikin bulunup bulunmadığını bilmek Allah’a ait olduğundan, müslüman olduğunu söyleyen, yani ”la ilahe illallah, Muhammedün Rasülüllah” diyen kimseye müslüman muamelesi yapma mecburiyyeti vardır. Onun kalbinde iman olmadığı takdirde hesabı Allah’a aittir.

Şehâdet getiren bir kimseye, şehâdet getirdikten sonra küfre döndüğü iyice bilinmedikçe kâfir denilemez, münafıklığı iyice belli olmadıkça ”münafıktır” da denilemez. Kendisine müslüman muamelesi yapılır. Peygamberimizin ve O’nun yolundan giden dört büyük halifenin zamanlarmda böyle yapılmıştır. İmam A’zam efendimiz de: ”Biz dış görünüşe göre hüküm vermekle me’muruz. kalplerde olan sırlan Allah kendi üzerine almıştır” diyor.

 

Bir Cevap Yazın